12 Ağustos 2011 Cuma

''Bu kadar yürekten çağırma beni''


Sevda ne kadar renkli, rengârenk ise, kaybedenlere de o kadar gecedir.
‘’Bu kadar yürekten çağırma beni’’
‘’Bir gece ansızın gelebilirim!’’
Sanma! Sakın aldanma!
İnanma, sakın mucizelere inanma!
Ne yangınlar gördü bu gönül, ne sevda rüzgârlarına ram oldu.
Senle başladı bu sevda ve senle nihayet buldu.
Koklamaya kıyamadığım sevda çiçeklerim bir bir soldu.
Satır aralarına, aşk sözcükleri serpiştirdiğin mektupların var ya! Onlarda silindi gitti.
Sarmış alevler gökyüzünü, kızıla boyanmış sema, yıldızlara nazire olsun diye çılgıncasına savrulmakta.
Neden dersen eğer?
Artık vakit çok geç! Söyleyemem!
Sensizliğin pençesinde geçirdiğim yıllarımın hesabını sana veremem!
Hani insanın sabrının tükendiğini hissettiği an vardır ya!
Ümitlerinin, yaşam sevincinin bittiği an. Yaşadıklarına hayıflandığı son an.
İşte! Ben böyle bir anda yükledim, pişmanlığımın son demlerini, kuzguni kartalın kanatlarına.
Senden bana kalan ne varsa!
Yalnızca mazide kalan birer acı hatıra!
Hani fırsat vardır ya!
Ya yaratırsın, ya karşına çıkan fırsatı yakalamaya çalışırsın, kaçırdığın an ise ardından bakar, bakar da baka kalırsın!
Aşkın ümitsiz girdabında, çırpınır çırpındıkça daha da derine batarsın.
Dönmez gayri! Ne giden! Ne giden günler, ne de yitirdiğin sevdan!!!
Boşuna ağlama!
Boş yere ümit bağlama!
Avun!
Sana kalan bir avuç anınla!!!

Ayşen Arslangiray Kura
8.8.2011/ Kuşadası