22 Ağustos 2011 Pazartesi

Pembe Mor Puantiyeli Prenses Barbunya'nın zeytinyağlı pilakisi / Yemek - Mutfak / Milliyet Blog





Benim çok sevgili ve çok değerli, değerleri paha biçilemez can okuyucularım.
Rengârenk bir Ağustos gününden ve güneşin parlak ışıklarının haşmetinden kaçıp da bulduğum bir çardağın altındaki gölgeden sesleniyorum sizlere.
Sermayeyi kediye yükledim de! Bizim kedi( garibimin bir ayağı da aksak) bir de baktım ki girmiş mutfağa!
Kızdım! Pist mist dedim! Fayda etmedi.
-Hadi bakalım, artık yemek yapmanın zamanı geldi. Kaç gündür bir deri, bir kemik kaldık! Senin yazıların ve tıkların yüzünden. Diye söylendi.
Hay Allah!!!
Tam da şöhretin basamaklarını hızlı adımlarla tırmanmaya çalışırken!
Üstelik yıllık izin falan kullanmayı bile düşünmemişken!
Tüh, tüh!! Kendimi buluverdim, mutfak bankosunun önünde!
Barbunya almıştım dün, hem de kilosu 5._TL. Şimdi ayıklayıp da kışa saklamaya kalksam, üff gelecek çok pahalıya!!! İyisi mi pişireyim de evdekilerin mideleri yemek görüp şenlensin. Sizlere de tarif edeyim de bilmeyenler de öğrensin!!!
Şaşırmayınız!! Bilmeyenler vardır!!
 Neden olmasın? 
Neyse gelelim sadede!!!
Fasulyegiller familyasının, pembe-mor puantiyeli prensesi barbunyayı bilmeyeniniz yoktur sanırım. Hem yemeğin ön hazırlıklarına başlayayım, hem de bir yandan sizlere anlatmaya çalışayım.
Öyle bildik, beylik yemek tariflerini hiç sevmem. Ölçü falan da hak getire! Ne o kaşık, gramla hesapla işin yoksa! Ben olağanın dışına çıkmayı yeğledim.
Bir kilo barbunyayı alır, balkonda bir sandalyeye kurulursunuz bir güzel, sokaktan geçenlere de laf yetiştirmeyi de unutmazsınız! Ayıklarken, yere düşen taneleri hiç toplama zahmetine girmeden, bir ayak hareketi ile doğru bahçeye.(Zavallı Leydi tam masanın altında, tekmelerden nasibini almakta, yakında bir ısıracak ki vay halime!) Bilin ki! 2-3 haftaya kadar birkaç tane barbunya fideleriniz başlayacak filizlenmeye.
Ayıklayınca, bir de bakarsınız ki bir kilo barbunya; kabukları da kalınsa düşmüş 600 grama.
Önce bir güzel haşlarsınız, mor suyu çıksın diye. Baktınız pişmeye hazır oranda yumuşamış, süzgüden süzün, koyun bir kenara amma sakın sakın ha soğuk su geçirmeyin üzerinden. Dirilirler sonra! Karışmam valla…

Bir büyük baş kuru soğanı, kesme tahtasında gayet hızlı ve nazik vuruşlarla bin parçaya bölün. Asla rendelemeyin,( üşengeçliğin gereği yok) acı suyu çıkar ki yemeğin tadını bozar.
Bir büyük ve de derin tercihen plastik bir kaba 5 adet domates koyup, su ısıtıcı da ısıttığınız kaynar suyu üzerlerini örtecek bir şekilde dökün. Neden? Diye sormayın! Bunu herkes bilir, kabuklarını soyarken zayiat vermeyin diye!
Kıydığınız soğanı, halkalar halinde doğranmış 2 adet taze yeşilbiberi, bir kahve fincanı zeytinyağının içerisinde( tabii ki tencerede) hafif pembeleşinceye değin çevirin, tahta bir kaşık yardımıyla. Kabuklarını soyup da küp küp doğradığınız domatesleri de içine kattıktan sonra kapağını kapatın ki domatesler ile bütünleşsin tüm malzeme.
En son barbunyaları da ilave edin içerisine ve bir çay bardağı sıcak suyu yavaş yavaş dökün tencereye. Bu arada olmazsa olmazı bir çay kaşığı toz şeker ile 4-5 adet ortadan ikiye bölünmüş(enine-boyuna fark etmez) sarımsak da ilave edip, çok kısık ateş de (mum alevi kadar)pişmesini sağlayın.
Uyarayım da! Yemeği ocakta bırakıp da PC başına geçerseniz eğer, yanma ihtimaline karşı 5 dakikada bir kontrol etmenizde fayda var. Piştiğine kanaat getirdiğiniz an( eee sormayın artık bi zahmet onu da siz anlayın) tuzunu da katıp, 2-3 saat süresince demlenmeye bırakın. Zeytinyağlı yemekler dinlendikçe lezzetlenirler.
Evet, yaz usulü barbunya pilakiniz hazır. İsterseniz bu malzemelere (pişirme esnasında) küçük küçük doğranmış patates ile halkalar halinde kesilmiş havuçları da ekleyebilirsiniz.
Isıya dayanıklı geniş ve derin cam bir tabağa; sevginizi de katarak özene bezene hazırladığınız barbunyayı, manzarasını bozmayacak şekilde ala bora etmeden itina ile aktarın. Daha önceden en az 15 dakika sirkeli suda beklettiğiniz maydanozları yaprak yaprak ayırarak( Bıçakla kesmeyin! Zira tüm vitamini gider.) yemeğinizin görselliğini tamamlayın.
Öncelikle göze, sonra da mideye hitap edeceğinizi katiyen aklınızdan çıkartmayın!
Ege yöresinde bazıları bu yemeği sıcak yemeyi sevse de benim mutfak kültürümde soğuk yemek olarak takdim ettiğim bir yemek türüdür.
Keyif sizin! Bu kadar uğraştıktan sonra ister sıcak, isterseniz soğuk yiyin!
Yalnız, yerken dikkat edin ki parmaklarınız gitmesin arada, zira lazım olacaklar daha sonra da!
Haftaya ne yemek tarifi mi veririm? Bilemem! Taleplere göre değerlendiririm!
Afiyet, şeker olsun efendim….

Ayşen Arslangiray Kura
22.8.2011/Kuşadası