24 Mayıs 2011 Salı

Kaybedecek ne var ki?

Kaybedecek ne var ki?
Hani, insanın unutamadığı anlar vardır hani!
Yüreğinin cız ettiği.
Günlerce beyninin bir köşesinde sürüklediği.
-Teyze! Sen neden öbür teyzelerle beraber oturmadın da bizim yanımız geldin?
-Teyze, senin de çocukların var mı?
-Peki! Seviyor musun onları?
Bir bakarsın, elleri çenesinde, dirseklerini dayamış masaya, pırıl pırıl bir çift kara boncuk seni izlemekte.
Suskun ve puskun,
Sadece gözlemlemekte ve konuşulanları dinlemekte.
-Teyze, hani, bize kutu kutu kuru pasta getirmişsiniz ya! Bizim buraya çok geliyor onlardan ama biz yaş pasta yemiyoruz hiç. Bir daha ki gelişinde getirsene!
Birden gözüne ilişir!
Güzel mi güzel bir kızın saçlarının arasından, bir minicik böcek kaşlarına doğru süzülmekte.
Paniklersin!
Sorarsın görevliye! Bu ne diye?
-Aman! Hep var onlardan, temizle temizle bitmiyorlar ki!
İçin burkulur, düşünürsün kendi çocuklarında olsa! Ne yaparsın diye?
-Teyze, hani geçen gelişinde; ben 0-6 yaş grubundaydım ya, büyüdüm diye bu gruba geldim. Hatırladın mı beni? Ben seni hiç unutmadım!
-Bizim topumuz az yetmiyor!
-Hem top oynayacak yerde yok!
-Bahçede, betonda top oynarken, oramız buramız yaralanıyor, çok canımız yanıyor. Müdüre söylesene.
-Aslında bizim, karnımız tok, sırtımız pek, her şeyimiz var. Sevgi yok, şefkat yok.
-Doğru söylüyor teyze! Bizim sevgiye, şefkate ihtiyacımız var! Hele hele şefkat nafile!
Sanırsın ki karşında konuşan kocaman adam! Büyümüş, olgunlaşmış vaktinden önce!
Belli ki! Çocukluğu yaşayamadan, sevgiden yosun büyümek zorunda kalmış.
Hani, hatunlar gün yaparlar. Altın günü, dolar günü, Ayşe hanımın günü, yarın Nezaket’in günü. Yarışırlar, birbirleri ile kim daha marifetli diye.
Kekler, börekler, pastalar! Aman kınamasınlar! 5, 6 çeşit yaparlar. Sonra da rejim reçeteleri yazarlar.
Tarifler verirler, istemeye istemeye, isteyenlere.
‘’Keller, körler birbirini ağarlar’’ misali.
Derim ki! Yine yapın, dökün bütün marifetlerinizi çok değil, ayda bir gün, gelin bu çocuklarla paylaşın, hem ürettiklerinizi, hem de sevginizi.
Onların bekledikleri bir parça sevgi, bir parça şefkat.
Kaybedecek ne var ki?
Oysa! Kazanacağınız bir çift yürek belki de!
Veda vakti gelir.
Yine ziyaret saati biter.
-Teyze, UNUTMA BİZİ!
-Ne olur! Yine gel emi yine,
-Teyze, biliyor musun? Biz çok sevdik seni.
-Teyze, demin öptün ya beni! Kokun aynı ANNE KOKUSU gibi.
İçine akar gözyaşların, ağlayamazsın!
Yollanırsın, evine! Yüreğin elinde, gönlünde küçücük bedenlerin söyledikleri,
Karar verirsin kendi kendine.
Bir daha bağırmayacağım, evdekilere.
Ver sevgini, tüm evrene ve sevdiklerine,
İşte! Şu kısacık hayatta,
Budur bütün mesele!
Ayşen Arslangiray Kura
24.4.2011/İzmir