23 Mayıs 2011 Pazartesi

Her daim gönlümde yaşayacak


Bir bahar sabahı,
Hava sisli, puslu, yağış ve fırtına
Ansızın! Çaldı kapı,
Bir minik serçe kapıda,
-Ne olur al beni içeri, der gibi bakmakta ta gözlerimin içine.
Üşümüş, az biraz da ürkek mi ne?
Yavaşça yöneldim kapıya,
Kapı gıcırdamakta,
Uzun süre açamadım, zorlandım, nazlandı mı ne?
Zira paslanmış açılmaya açılmaya,
Neyse! Serçe girdi içeriye usulca, büyük bir sevinç gözlerinde,
Hele minik yüreğinden, küt küt sesler gelmekte,
Önce, saçlarıma kondu fütursuzca,
Hiç bıkmadan usanmadan karıştırdı uzun zaman,
Yıldızlar taktı tek tek tellerine,
Toplamış üşenmeden Sema’dan
Saatlerce hatta günlerce, şakıdı hiç durmadan,
Mutluluk şarkıları döküldü dilinden name name,
Bir hoş oldu gönlüm. Nedense?
Laleler bir bir solarken,
Güller tomur tomur, goncaya dururken,
Bir gün! Geldiği gibi çıktı gitti aniden,
-Dur! Nereye? Neden? Dememe bile fırsat vermeden.
Hatta! Bir veda bile etmeden,
Anlayamadım ki neden?
Bahar, nazlana nazlana gelen yaza ermeden,
Bahar yürekli serçem!
Baktım ki! Yakınlarda tünemiş, bakmak da bir dalın üstünden,
Fark ettirmeden!
Görünce! Sordum neden?
-Neden? Bırakıp da gittin beni,
-Dertlere saldın beni.
Önce sustu! Başını salladı belli belirsiz, hiç cevap vermeden.
-Sana kıyamam!
-Ben, uzun süre aynı yerde kalamam!
-Döndüm yeniden, anladım ki senden ayrılamam!
Gördüm ki, süzülmek üzere bir damla yaş gözünden,
-Sakın! Sakın ağlama!
-Zira serçeler ölür ağladıklarında,
Benden ırak şimdilerde!
Biliyorum! Uzakta da olsa sessizce izlemekte,
İçinde hicran, kavuşmayı dilemek de,
Ihlamurlar çiçeğe durmuş,
Ha açtı, ha açacak,
Mis gibi kokularını etrafa yayacak,
Minik serçe her daim gönlümde yaşayacak.

Ayşen Arslangiray Kura
24.5.2011/İzmir