8 Kasım 2014 Cumartesi

''Zeytinyağlı yiyemem aman!''

http://blog.milliyet.com.tr/---zeytinyagli-yiyemem-aman---/Blog/?BlogNo=479341

Basma da fistan giyemem aman!
(Basma fabrikaları da kapandı ki! Bulursan giymemezlik etme sakın!)
Verin benim ağacımı geri!
Ben zeytinsiz yapamam aman!

Ne güzel türküdür, cıvıl cıvıl, kıpır kıpır...
Gerçi son zamanlarda cıvıldamak bile ''muhtemel suçlu'' kapsamında da!
Türküler de cıvıldamaktan geçti vaz!
Kuşların ağıtları avaz avaz!

Şimdi!
Sorsam ki size! ''Ağacı olmadan portakalı nereden bulursunuz?'' diye.
Sakın ola ''marketten buluruz'' cevabını vermeyin! Kahırdan asık yüzüme.
Ne alaka da demeyin!
Ha portakal, ha zeytin!
Ağacı olmadan, kökleri salınmadan toprağa...???

Kıyım kıyım kıyılır mı o güzelim ağaçlara?
Kıyılır!
Bugün binlercesine!
Yarın milyonlarcasına!
Hangi ağaca konacaklar şimdi ‘’O’’ kuşlar?
Hangi dalda şakıyacaklar?

Yemek tariflerinizden falan çıkartın zeytinyağını!
Artık, bir avuç zeytini bulamazken, nasıl bulacaksınız ki yağını?

Ağla eli kınalı anam ağla!
Ağla ki inleyen dağ taş dinlesin!
İstimlak paralarını alırken gülen gözlerin; şimdi yanıyorsa yasla!
Vakti zamanında düşünmeden oy verdiklerine; şimdi sırtını yasla!
Aslında benim kaygım değil sizin dökülen gözyaşlarınıza!
''Kendi düşen ağlamaz! '' demiş atalarımız UNUTMA!

Ben ağlarım.
Ben yanarım.
Yüzyıllar boyu hiç bir karşılık beklemeden, bıkıp usanmadan 
Ürün veren o güzelim ağaçlara!