27 Mayıs 2012 Pazar

Tutmayın beni! Porno yazmaya karar verdim!!!

http://blog.milliyet.com.tr/tutmayin-beni--porno-yazmaya-karar-verdim---/Blog/?BlogNo=364625



Rengârenkse kategorin,
İstediğin konuyu seçersin!!!
Neyi yazacağın senin tercihin!
Felsefe, edebiyat ya da sufizm!
İlim, irfan, bilim…
Demedi demeyin!!!
Sayaçlar düşmüş kuyuya,
Tıklar çırpınır derin sularda!
Savrulmaktalar, bir o yana, bir bu yana!
Gündemi… Sakın ola ki yakalamaya kalkma!
Kulağından çekerler sonra!
Silivri yolları taştan!
Yazmadan evvel düşünmeliydin baştan!
Şiirler ah o şiirler,
Gönül tellerini titretirler…
Öykü kurgula!
‘’Yoksa..! Bunlar senin yaşadıkların mı haaa?’’ Diyenlere!
Boş versen…! Kulak asma!
Kültür- Sanat
İlgi çekmezse! Dür defterini arşive at!
Anlat… Kahvaltı yaptığını, balkondaki çiçeklerini anlat!
Futboldan sana ne?
Elinin hamuru ile (er) işine karışma!
Burnunu sokma öyle bilip bilmediğin her işe!
Otur evde… Nakışını işle.
Kürtaj mürtaj!!!
Haşa!!!
Bu tür konulara katiyen değinme!!!
İroni yapmak senin ne haddine!
Durup durduğun yerde!
Fincancı katırlarını da ürkütme!
Siyaset!
Sen… Yemek tarifleri ile idare et!
Yaz… Yaz… Yaz…
Bahar geçti, geliyor sıcacık yaz!
Çiçekleri yaz… Böcekleri yaz…
Yazacak konu mu yok!!!
Gezi, tatil! Çek kare kare fotoğrafları!
Sırala galerileri!
Porno morno senin neyine!!!
Otur oturduğun yerde!
Bloggersın sen blogger kal!!!


Ayşen Arslangiray Kura
28 Mayıs’ta/Kuşadası’ndan…


16 Mayıs 2012 Çarşamba

Zaman Fenerbahçe'yi kutlama zamanıdır



Bardağın dolu tarafına bakabilmek.
Bakmak ve görebilmek.
İşte budur bütün mesele!
Kimileri yine Pollyanna dese de!
Bu duyguyu yaşamak, hissedebilmek hatta yansıtabilmek de önemli aslında.
Kavgasız, gürültüsüz,
Neşeyi, sevinci, heyecanı paylaşabilmek.
Hiç değilse; tüm toplum olarak, sporda ayrışmamayı başarabilmek.
Hangi takımın taraftarı olursak olalım, başarıyı ve başaranları alkışlayabilmek.
İşte budur bütün mesele!
Tüm sezon süresince; çekilen onca sıkıntıya inat,
Bıkmadan, usanmadan ve asla yılmadan
Yarıştan kopmayan…
Başarıya, sonuna değin inanan,
Kocaman bir takım, kocaman bir camia, kocaman taraftar ve 29 yıl aradan sonra Türkiye Kupasına 5.kez uzanan…
FENERBAHÇE
19 Mayıs’a bir iki gün kala, Ankara 19 Mayıs Stadında ellerde, gururla havalanan kupa.
Armağan ettiler, Türk gençliği ’ne, özgürlüğe hasret, başkan Aziz Yıldırım’a ve sevgi ile destekleyen taraftarlarına.
Her yer sarı lacivert bu gece.
Kutlu olsun Fenerbahçe.
Kutlu olsun;)))


Ayşen Arslangiray Kura
17 Mayıs 2012/ Kuşadası


12 Mayıs 2012 Cumartesi

Hak yerini buldu GALATASARAY şampiyon oldu

http://blog.milliyet.com.tr/hak-yerini-buldu-galatasaray-sampiyon-oldu/Blog/?BlogNo=362506





Tüm Türkiye, günlerdir Galatasaray Fenerbahçe arasında oynanacak derbi maçına daha doğrusu maçın sonunda şampiyon kim olacak sorusuna kilitlendi. Nefesler tutuldu, bahisler kuruldu…
Her sorun unutuldu!
Zihinlerde ne geçim derdi, ne işsizlik, ne memurun ve emeklisinin beş aydır beklediği zamlar, ne de anayasa, ne babayasa kaldı!
Ya başkanlık sistemi? Ne getirir? Neler götürür?
Unutuldu!
İstanbul, Kadıköy’de hele de 24 saat yaşayan Bağdat caddesinde, tam anlamı ile hayat durdu.
Ya taraftarlar? Taraftarlar!!! Takımlar maçta! Taraftarlar savaşta!!!
Sporda centilmenlik de unutuldu!
Kavga, biber gazı, itiş kakış bulaştı!!!
Sistem bu!
Tartışılır ne derece doğru olduğu!
Bir sezon boyu çalış çabala, ligi dokuz puan önde bitir!
Olmadı!
Şampiyonluk turları yeni baştan!
Heyecan dorukta!
103 yıllık rekabet ve 372. kez karşılaşan iki takım.
Doksan dakika boyunca; Ateşten gömlek, forma yerine futbolcuların üzerinde. Ayaklarında ise alev topu. Elbet bir takım kupayla kucaklaşacak sevinçle bu yarışta, diğerinde ise ümitler seneye… Seneye…
Ve… Şampiyon GALATASARAY…..
Şampiyonluk kupasını da Fenerbahçe’nin evinde, Şükrü Saraçoğlu Stadında kucakladı Galatasaray…
Tarihi an…
Her yer sarı kırmızı bu gece…
Her yer Galatasaray aşkıyla tutuştu bu gece…
ŞAMPİYON CİMBOM ;))))

Ayşen Arslangiray Kura
12 Mayıs 2012/ Kuşadası


28 Nisan 2012 Cumartesi

Benim adım; DEMOKRASİ!!!

http://blog.milliyet.com.tr/benim-adim--demokrasi---/Blog/?BlogNo=360556


Üstünde, rengi solmuş, belli ki epeydir kullanılmaktan yıpranmış, bir elbise! Ayaklarında yine eski ayakkabılar.
Başını elleri arasına saklamış!
Kaldırımın buz gibi taşlarının üzerine çökmüş, hıçkırıklara boğula boğula ağlamakta!
Döktüğü gözyaşları, sel misali yolun kenarına akmakta!
Görüntüsü perişan, hali içler acısı! Yürek paralıyor!
Yavaşça yaklaştım yanına! Ürkütmekten de korka korka!
Ben de usulca oturdum yanına!
Uzun bir süre ağlamasına tanıklık ettim sessizce! O ise hiç mola vermedi ağlamasına!
Kulağına eğildim… Sordum…
-Neden ağlıyorsun be kadar, kendini paralaya paralaya?
-…..
-Ne derdin var, söylesene?
-…..
-Kimsin? Nerden gelip, nereye gidersin?
-Benim adım; DEMOKRASİ!!!
‘’Hür doğdum, hür yaşarım. En büyük tutkum HÜRRİYET… Gel ülkeyi seninle beraber yönetelim dediler! Sevindim… Hürriyete olan tüm sevgimi ve fikrimiz halka yansıtacaktım… Monarşi, Oligarşi, Aristokrasi benim kuzenlerim. Zaten onlarla ömrüm boyunca hiç bağdaşamadım da, anlaşamadım da! Onlar hep otoritenin gücünü kullanıp, halkı ezmeye meyilliydiler! Bense bunu asla kabul etmedim! CUMHURİYET kardeşimdi. Birlikte el ele verip ülkenin yönetimine katıldık.
Hukukun evrensel kurallarını da yanımıza aldık.’’
Arada hıçkırık sesleri!!!
-Tamam, anlat hadi… Ağlama!!!
-Biz, ülkenin ferah, ilerici, aydınlık ve refah içinde bir halkı olsun, bize inanan insanların mutluluk içerisinde yaşaması için canla başla gayret ettik…
Herkes için vardık. Ne azınlık, ne dinsel kimlik, ne ırk ayırmadık. Halk için ve halkla birlikte, ülkenin gelişmesi için çalıştık.
Bir takımadamlar geldi! Bir takımadamlar gitti! Ne gelenler kıymetimizi bildi! Ne de gidenler!
Her gelen, gidenleri arattı! Zaman zaman bazıları geldi, yumruk attı! Kafamızı gözümüzü yardı!
Biri kolumu, kanadımı kırdı!
Bir diğeri bedenime darbe vurdu!
Bazıları da canımı yaktı! Onarılmaz yaralar açtı!
Tam iyileşmeye çalışırken, bir başka adamlar geldi! ‘’Bu böyle olmuyor, sen çok yıprandın! Seni iyileştirelim! Daha ileriye götürelim!’’ Dediler… Yine inandım!
Daha fazla katılım gerek!
Halk da inandı! Ortalığı bir sevinç dalgası kapladı! Halk rahat bir nefes alacağız sandı! Ben de!!!
Vay vay… O da ne? İleriye gidiyoruz derken! Geri saymaya başladı zaman! Halk sabırla beklemede!!! Ben de!!!
Bir gün, hukukun kurallarını yıktılar!
Bir gün, medyayı düzenlemeye kalktılar!
Bir gün Cumhuriyeti zedelediler! Bir dolu yasa çıkarttılar! Hem de benim adımı kullanarak!
Halk perişan! İşsizlik almış başını gitti! Şiddet her kesimde! Ne kadın, ne öğretmen, ne doktor, ne çocuk!!! Şiddete uğramayan kesim kalmadı! İşçiler hak derdinde! Sosyal güvence, sigorta hak getire! Ülkenin öz varlıkları birer birer satıldı! Akarsular bile! İstihdam yerlerde! Fabrika, baraj, bankalar, araziler, inanır mısın? Telefon sistemi bile yabancı ellerde! O yabancı ellerin, elleri her yerde! Hep üstümüzde! Termik santrallerde, Kürecik’te, nasıl söyleyeyim ki esas gözleri; milletin egemenliğinde!!!
Durun...!
Ne yapıyorsunuz? Diye itiraz etmeye çalıştım. Hani nerede verdiğiniz sözler? Hani ileriye götürecektiniz beni? Hani ülkeyi, milleti? Dedim!
‘’Sus!’’ Sen anlamazsın! Kapat çeneni! Dediler…
İtirazlarım devam edince! Üzerime biber gazı ile yürüdüler… Tekel işçilerine, öğrencilere, sokağa çıkıp protesto edenler sıktıkları biber gazı ile… Ülkede zaten en çok onun stoku var!!!
Baktılar, susmuyorum! İtirazlarım yüksek perdeden isyana dönüştü!
Önce elimi kolumu bağladılar! İtip kaktılar!
Velhasıl beni bir kenara attılar!
Şimdi ne adım var, ne sanım! Esamem bile okunmuyor!
Niye bu kadar üzülüp, ağlıyorum biliyor musun?
-Niye?
Beni, benim adımı kullanıp da halkı kandırdılar!!!
Ben şimdi halkın yüzüne nasıl bakarım???


Ayşen Arslangiray Kura
29 Nisan 2012


-

Şiddet! Şiddet! Şiddet!!! Yine doktora şiddet!!!

http://blog.milliyet.com.tr/siddet--siddet--siddet----yine-doktora-siddet---/Blog/?BlogNo=360486



Tamam haklısınız!
Hakkınızdır!
Dövün, sövün kardeşim!
Onu büyütüp okutan sizsiniz!
Herkes gülüp oynarken!
Çocukluğunu, gençliğini yaşarken!
O koskoca tıp kitaplarının arasında!
Ders çalışsın diye yıllarca başında beklediniz!
Dirsek çürüttünüz, emek döktünüz!
Cebine de harçlığını siz verdiniz!
Kadavraları öğüre öğüre birlikte kestiniz!
Yeri geldi, günlerce yemek bile yiyemediniz!
Anatomi dersine beraber girdiniz!
Keza sınavlara da!
Hele Farmakoloji sınavlarında ne meşakkatler çektiniz?
Eeee bu denli emek tükettiniz!
Şimdi emeklerinizin karşılığını istemektesiniz!
Siz dövmeyeceksiniz de ellere mi terk edeceksiniz?
Kim dövecek?
Kim bıçağı çekip tehdit edecek?
Kim öldürecek?
Tabii ki siz!!!
Vurun doktora!
Vurun millete!
Vurun vatan evlatlarına!
Kıyasıya!!!
Gücü yeten yetene!!!


Ayşen Arslangiray Kura
28 Nisan 2012

27 Nisan 2012 Cuma

Bilemem ki!

http://blog.milliyet.com.tr/bilemem-ki---/Blog/?BlogNo=360300




Nisan yağmurları da dindi,

Soluksuz yüreklerdeki sevgi seli gibi,

Laleler de solup gittiler,

Aşkın tükenmişliğinin çaresizliği gibi,

Şimdilerde gül zamanı sevdiğim,

Tanrıdan dilediğin yeni sevdalar gibi,

Her lale zamanı, sen geleceksin aklıma,

Ya da yağan çiğ damlacıklarında,

Esen lodosun çaresiz yalnızlığında,


Terk edilmiş gönül yıkıntılarımın ortasında,


Kalbim, bastırılmış isyanların sarmalında!


Bilemem ki!


Düşünür müsün?


Beni halâ!







Ayşen Arslangiray Kura
1.5.2011

Arap Baharı çiçek açtı!!!

http://blog.milliyet.com.tr/arap-bahari-cicek-acti---/Blog/?BlogNo=360302


Kadın hakkı!!!
Yok böyle bir konu aslında!
Zaten hakkı erkek ismi!
Pek de beylik, bilindik bir söylem oldu değil mi?
Bir bir ezilmekte kadın hakları!
Sanki çok varmış gibi!
Yer; Mısır parlamentosu!
Parlamento, gündemini yeniledi!
Hedef; ‘’Aileleri yok etmeyi hedeflediğini’’ iddia ettikleri mevcut yasaların, kadınlara tanınan hakların iptali!
Yetmedi!
Evlenme yaşı 14’e çekilsin!
Çoluk çocuk gelin olsun!
Yetmedi!
Faslı din adamı Zemzemi Abdul Bari önerdi!
Gündeme bir konu daha eklendi!
Nekrofili!!!
Bunun anlamı neydi?
Tıbben anlamı; ‘’Ölü seviciliği’’
Sapkınlıklardan biri, belki de en iğrenci!
Hangi mantık?
Hangi din?
Hangi ahlak?
Hangi kutsal kitap?
Hangi insanlık, kabul edebilir ki?
Daha fazla yazamam!
Yüreğim ürperiyor…
Ellerim titriyor…
Kalemim yazmamak için direniyor…
Tanrım!!!
İnsanlık, nasıl bu hale geldi?


Ayşen Arslangiray Kura
27 Nisan 2012/ Cuma