Masalları yazan hayat mıdır? Yoksa hayatı mı masallar yazar? Bir varmış bir yokmuş. Hayat bir masalmış da bu masalı bazıları acı bazıları tatlı yaşarmış! Masalın sonu mu? Daha bilen olmamış...
12 Temmuz 2012 Perşembe
8 Temmuz 2012 Pazar
Sözcükler!!!
Görsel internetten alıntıdır...
Mini minicikler, boylarına bakmadan kendilerinden, büyük
anlamları yüklenmişler, paha da ağır…
Sevinç dalgası gibiler bazen
Bazen de hüzün; dağları bekler…
Vedalara mahkûm, ayrılıkların küstüm çiçekleri sözcükler…
Bir bir cümlelere zincirlenen,
Satır aralarına usulca gizlenen,
Mucip muzip gülümseyen,
Gören gözlerce sezinlenen,
Şifreli, kilitli anahtarsız sözcükler…
Dil yâresi,
Gönül paresi,
Söyleyenin sesi,
Aşk masalının vurucu hançeri,
Yalın, duru, riyasız, kalbin çilekeşi sözcükler…
Hain sözcükler…
Koca bir ömrü tüketirler…
Boğum boğum boğulan, düğüm düğüm, çözülemeyen,
Gözü kara, kırık dökük sözcükler…
Yılgın yüreğin, yorgun tezahürü
Vurgun yemiş sözcükler…
Ateş böceği gibi ateşe koşan,
Ateşlerde yandıkça, alev alev tutuşan yangın sözcükler…
Kavrulan, kavruldukça küllerini savuran,
Maskelerin ardına sığınan, biçare sözcükler…
Hülyalara daldıran,
Çölde serap sandıran,
Hayata bağlarken, tepe taklak dibe atan,
Ölüme kucak aralayan firari sözcükler…
Dağların doruklarında kelebek,
Ömrü kısacık kadersiz sözcükler…
Rengârenk balonlar gibi uçuşup, ufukta kaybolan yitik
sözcükler…
Âşık atışması,
Bir o yakadan, bir bu yakadan…
Yollar uzak, yollar yakın,
Uzakları yakın kılan uçuk sözcükler…
Okunan, okunamayan
Anlaşılan, anlaşılamayan
Anlatılan, anlatılamayan
Anlamlandırılan, anlamlandırılamayan,
Sevgiyi, yol üstünde yaya bırakan acımasız sözcükler…
Bilinen, bilinemeyen
Yüreği sonsuzluğa sürükleyen vefasız sözcükler…
İçimde volkan gibi coşan
Coştukça pınarlar gibi çağlayan,
Çığlıkların seli çılgın sözcükler…
Bitti derken, yeniden doğan
Bebek masumiyetindeki saf, günahsız sözcükler…
Farz edin ki kırgınım size!
Farz edin ki tutunamadım hiçbirinize!
Farz edin ki umut bağladım hepinize!
Farz edin ki ümidim, hem iyinizde hem kötünüzde!
Farz edin ki sevdam da tutkum idiniz!
Kırgın yüreğimin çaresi,
Tesellisi olacak güçte misiniz?
Yoksa!
Yoksa yine son umudum siz misiniz?
Sözcükler!!!
Söyleyin!!!
Neredesiniz?
Ayşen Arslangiray Kura
9 Temmuzda/ İzmir'den
27 Mayıs 2012 Pazar
Tutmayın beni! Porno yazmaya karar verdim!!!
http://blog.milliyet.com.tr/tutmayin-beni--porno-yazmaya-karar-verdim---/Blog/?BlogNo=364625
Rengârenkse kategorin,
İstediğin konuyu seçersin!!!
Neyi yazacağın senin tercihin!
Felsefe, edebiyat ya da sufizm!
İlim, irfan, bilim…
Demedi demeyin!!!
Sayaçlar düşmüş kuyuya,
Tıklar çırpınır derin sularda!
Savrulmaktalar, bir o yana, bir bu yana!
Gündemi… Sakın ola ki yakalamaya kalkma!
Kulağından çekerler sonra!
Silivri yolları taştan!
Yazmadan evvel düşünmeliydin baştan!
Şiirler ah o şiirler,
Gönül tellerini titretirler…
Öykü kurgula!
‘’Yoksa..! Bunlar senin yaşadıkların mı haaa?’’ Diyenlere!
Boş versen…! Kulak asma!
Kültür- Sanat
İlgi çekmezse! Dür defterini arşive at!
Anlat… Kahvaltı yaptığını, balkondaki çiçeklerini anlat!
Futboldan sana ne?
Elinin hamuru ile (er) işine karışma!
Burnunu sokma öyle bilip bilmediğin her işe!
Otur evde… Nakışını işle.
Kürtaj mürtaj!!!
Haşa!!!
Bu tür konulara katiyen değinme!!!
İroni yapmak senin ne haddine!
Durup durduğun yerde!
Fincancı katırlarını da ürkütme!
Siyaset!
Sen… Yemek tarifleri ile idare et!
Yaz… Yaz… Yaz…
Bahar geçti, geliyor sıcacık yaz!
Çiçekleri yaz… Böcekleri yaz…
Yazacak konu mu yok!!!
Gezi, tatil! Çek kare kare fotoğrafları!
Sırala galerileri!
Porno morno senin neyine!!!
Otur oturduğun yerde!
Bloggersın sen blogger kal!!!
Ayşen Arslangiray Kura
28 Mayıs’ta/Kuşadası’ndan…
16 Mayıs 2012 Çarşamba
Zaman Fenerbahçe'yi kutlama zamanıdır
Bardağın dolu tarafına bakabilmek.
Bakmak ve görebilmek.
İşte budur bütün mesele!
Kimileri yine Pollyanna dese de!
Bu duyguyu yaşamak, hissedebilmek hatta yansıtabilmek de
önemli aslında.
Kavgasız, gürültüsüz,
Neşeyi, sevinci, heyecanı paylaşabilmek.
Hiç değilse; tüm toplum olarak, sporda ayrışmamayı
başarabilmek.
Hangi takımın taraftarı olursak olalım, başarıyı ve
başaranları alkışlayabilmek.
İşte budur bütün mesele!
Tüm sezon süresince; çekilen onca sıkıntıya inat,
Bıkmadan, usanmadan ve asla yılmadan
Yarıştan kopmayan…
Başarıya, sonuna değin inanan,
Kocaman bir takım, kocaman bir camia, kocaman taraftar ve 29
yıl aradan sonra Türkiye Kupasına 5.kez uzanan…
FENERBAHÇE…
19 Mayıs’a bir iki gün kala, Ankara 19 Mayıs Stadında
ellerde, gururla havalanan kupa.
Armağan ettiler, Türk gençliği ’ne, özgürlüğe hasret, başkan
Aziz Yıldırım’a ve sevgi ile destekleyen taraftarlarına.
Her yer sarı lacivert bu gece.
Kutlu olsun Fenerbahçe.
Kutlu olsun;)))
Ayşen Arslangiray Kura
17 Mayıs 2012/ Kuşadası
Etiketler:
19 Mayıs,
29 yıl,
Ankara 19 Mayıs stadı,
Aziz Yıldırım,
Fenerbahçe,
futbol,
Kocaman,
lacivert,
sarı,
taraftar,
Türk Gençliği
12 Mayıs 2012 Cumartesi
Hak yerini buldu GALATASARAY şampiyon oldu
http://blog.milliyet.com.tr/hak-yerini-buldu-galatasaray-sampiyon-oldu/Blog/?BlogNo=362506
Tüm Türkiye, günlerdir Galatasaray Fenerbahçe arasında
oynanacak derbi maçına daha doğrusu maçın sonunda şampiyon kim olacak sorusuna
kilitlendi. Nefesler tutuldu, bahisler kuruldu…
Her sorun unutuldu!
Zihinlerde ne geçim derdi, ne işsizlik, ne memurun ve emeklisinin
beş aydır beklediği zamlar, ne de anayasa, ne babayasa kaldı!
Ya başkanlık sistemi? Ne getirir? Neler götürür?
Unutuldu!
İstanbul, Kadıköy’de hele de 24 saat yaşayan Bağdat
caddesinde, tam anlamı ile hayat durdu.
Ya taraftarlar? Taraftarlar!!! Takımlar maçta! Taraftarlar
savaşta!!!
Sporda centilmenlik de unutuldu!
Kavga, biber gazı, itiş kakış bulaştı!!!
Sistem bu!
Tartışılır ne derece doğru olduğu!
Bir sezon boyu çalış çabala, ligi dokuz puan önde bitir!
Olmadı!
Şampiyonluk turları yeni baştan!
Heyecan dorukta!
103 yıllık rekabet ve 372. kez karşılaşan iki takım.
Doksan dakika boyunca; Ateşten gömlek, forma yerine
futbolcuların üzerinde. Ayaklarında ise alev topu. Elbet bir takım kupayla
kucaklaşacak sevinçle bu yarışta, diğerinde ise ümitler seneye… Seneye…
Ve… Şampiyon GALATASARAY…..
Şampiyonluk kupasını da Fenerbahçe’nin evinde, Şükrü
Saraçoğlu Stadında kucakladı Galatasaray…
Tarihi an…
Her yer sarı kırmızı bu gece…
Her yer Galatasaray aşkıyla tutuştu bu gece…
ŞAMPİYON CİMBOM ;))))
Ayşen Arslangiray Kura
12 Mayıs 2012/ Kuşadası
Etiketler:
Fenerbahçe,
Galatasaray,
İstanbul,
Kadıköy,
kırmızı,
sarı,
Şampiyon,
Şükrü Saraçoğlu
28 Nisan 2012 Cumartesi
Benim adım; DEMOKRASİ!!!
http://blog.milliyet.com.tr/benim-adim--demokrasi---/Blog/?BlogNo=360556
Üstünde, rengi solmuş, belli ki epeydir kullanılmaktan
yıpranmış, bir elbise! Ayaklarında yine eski ayakkabılar.
Başını elleri arasına saklamış!
Kaldırımın buz gibi taşlarının üzerine çökmüş, hıçkırıklara
boğula boğula ağlamakta!
Döktüğü gözyaşları, sel misali yolun kenarına akmakta!
Görüntüsü perişan, hali içler acısı! Yürek paralıyor!
Yavaşça yaklaştım yanına! Ürkütmekten de korka korka!
Ben de usulca oturdum yanına!
Uzun bir süre ağlamasına tanıklık ettim sessizce! O ise hiç
mola vermedi ağlamasına!
Kulağına eğildim… Sordum…
-Neden ağlıyorsun be kadar, kendini paralaya paralaya?
-…..
-Ne derdin var, söylesene?
-…..
-Kimsin? Nerden gelip, nereye gidersin?
-Benim adım; DEMOKRASİ!!!
‘’Hür doğdum, hür yaşarım. En büyük tutkum HÜRRİYET… Gel
ülkeyi seninle beraber yönetelim dediler! Sevindim… Hürriyete olan tüm sevgimi
ve fikrimiz halka yansıtacaktım… Monarşi, Oligarşi, Aristokrasi benim
kuzenlerim. Zaten onlarla ömrüm boyunca hiç bağdaşamadım da, anlaşamadım da!
Onlar hep otoritenin gücünü kullanıp, halkı ezmeye meyilliydiler! Bense bunu
asla kabul etmedim! CUMHURİYET kardeşimdi. Birlikte el ele verip ülkenin
yönetimine katıldık.
Hukukun evrensel kurallarını da yanımıza aldık.’’
Arada hıçkırık sesleri!!!
-Tamam, anlat hadi… Ağlama!!!
-Biz, ülkenin ferah, ilerici, aydınlık ve refah içinde bir
halkı olsun, bize inanan insanların mutluluk içerisinde yaşaması için canla
başla gayret ettik…
Herkes için vardık. Ne azınlık, ne dinsel kimlik, ne ırk
ayırmadık. Halk için ve halkla birlikte, ülkenin gelişmesi için çalıştık.
Bir takımadamlar geldi! Bir takımadamlar gitti! Ne gelenler
kıymetimizi bildi! Ne de gidenler!
Her gelen, gidenleri arattı! Zaman zaman bazıları geldi,
yumruk attı! Kafamızı gözümüzü yardı!
Biri kolumu, kanadımı kırdı!
Bir diğeri bedenime darbe vurdu!
Bazıları da canımı yaktı! Onarılmaz yaralar açtı!
Tam iyileşmeye çalışırken, bir başka adamlar geldi! ‘’Bu
böyle olmuyor, sen çok yıprandın! Seni iyileştirelim! Daha ileriye götürelim!’’
Dediler… Yine inandım!
Daha fazla katılım gerek!
Halk da inandı! Ortalığı bir sevinç dalgası kapladı! Halk
rahat bir nefes alacağız sandı! Ben de!!!
Vay vay… O da ne? İleriye gidiyoruz derken! Geri saymaya
başladı zaman! Halk sabırla beklemede!!! Ben de!!!
Bir gün, hukukun kurallarını yıktılar!
Bir gün, medyayı düzenlemeye kalktılar!
Bir gün Cumhuriyeti zedelediler! Bir dolu yasa çıkarttılar!
Hem de benim adımı kullanarak!
Halk perişan! İşsizlik almış başını gitti! Şiddet her
kesimde! Ne kadın, ne öğretmen, ne doktor, ne çocuk!!! Şiddete uğramayan kesim
kalmadı! İşçiler hak derdinde! Sosyal güvence, sigorta hak getire! Ülkenin öz
varlıkları birer birer satıldı! Akarsular bile! İstihdam yerlerde! Fabrika,
baraj, bankalar, araziler, inanır mısın? Telefon sistemi bile yabancı ellerde!
O yabancı ellerin, elleri her yerde! Hep üstümüzde! Termik santrallerde,
Kürecik’te, nasıl söyleyeyim ki esas gözleri; milletin egemenliğinde!!!
Durun...!
Ne yapıyorsunuz? Diye itiraz etmeye çalıştım. Hani nerede
verdiğiniz sözler? Hani ileriye götürecektiniz beni? Hani ülkeyi, milleti?
Dedim!
‘’Sus!’’ Sen anlamazsın! Kapat çeneni! Dediler…
İtirazlarım devam edince! Üzerime biber gazı ile yürüdüler…
Tekel işçilerine, öğrencilere, sokağa çıkıp protesto edenler sıktıkları biber
gazı ile… Ülkede zaten en çok onun stoku var!!!
Baktılar, susmuyorum! İtirazlarım yüksek perdeden isyana
dönüştü!
Önce elimi kolumu bağladılar! İtip kaktılar!
Velhasıl beni bir kenara attılar!
Şimdi ne adım var, ne sanım! Esamem bile okunmuyor!
Niye bu kadar üzülüp, ağlıyorum biliyor musun?
-Niye?
Beni, benim adımı kullanıp da halkı kandırdılar!!!
Ben şimdi halkın yüzüne nasıl bakarım???
Ayşen Arslangiray Kura
29 Nisan 2012
-
Şiddet! Şiddet! Şiddet!!! Yine doktora şiddet!!!
http://blog.milliyet.com.tr/siddet--siddet--siddet----yine-doktora-siddet---/Blog/?BlogNo=360486
Tamam haklısınız!
Hakkınızdır!
Dövün, sövün kardeşim!
Onu büyütüp okutan sizsiniz!
Herkes gülüp oynarken!
Çocukluğunu, gençliğini yaşarken!
O koskoca tıp kitaplarının arasında!
Ders çalışsın diye yıllarca başında beklediniz!
Dirsek çürüttünüz, emek döktünüz!
Cebine de harçlığını siz verdiniz!
Kadavraları öğüre öğüre birlikte kestiniz!
Yeri geldi, günlerce yemek bile yiyemediniz!
Anatomi dersine beraber girdiniz!
Keza sınavlara da!
Hele Farmakoloji sınavlarında ne meşakkatler çektiniz?
Eeee bu denli emek tükettiniz!
Şimdi emeklerinizin karşılığını istemektesiniz!
Siz dövmeyeceksiniz de ellere mi terk edeceksiniz?
Kim dövecek?
Kim bıçağı çekip tehdit edecek?
Kim öldürecek?
Tabii ki siz!!!
Vurun doktora!
Vurun millete!
Vurun vatan evlatlarına!
Kıyasıya!!!
Gücü yeten yetene!!!
Ayşen Arslangiray Kura
28 Nisan 2012
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





