7 Temmuz 2011 Perşembe

8.Ölüdeniz Kültür ve Sanat Festivali / Etkinlikler



Ölüdeniz 8. Kültür ve Sanat Festivali
Fethiye yolları taştan! Ölüdeniz sen çıkardın beni baştan(2)
Hani, MB de ilk deneme kategorisi ile yazmaya başlamıştım ya! Bundan böyle yazılarımı RENGÂRENK kategorisinde yazmaya devam edeceğim. Aaa bu kategori yok mu diyorsunuz! Neden olmasın! Ben yazdım oldu işte! Patenti bana aittir, sakın yazmaya kalkmayınız! Hem üzülürüm hem de telif ücreti falan neyim isterim, ne olur ne olmaz!!! Erenlerin sağı solu belli olmaz!!!
RENGÂRENK kategorisi yazarından; Ölüdeniz 8. Kültür ve Sanat Festivali’ni anlatmaya ve gezi notlarımı sizlere aktarmaya devam….
Akşamın ilerleyen saatlerine doğru, Fethiye otogarına vardım. Hayli uzun ve yorucu yolculuğum nihayet son bulmuştu zira otobüs banliyö treni misali her istasyonda, yolcu indirip, yolcu aldı.
Derinmavi ah! Sen ne vefalı arkadaşmışsın Derinmavi. Sevgi dolu kollarını açmış beni bekliyor idi otogarda. Can arkadaşım benim. ( Birlikte nasıl gezdik nasıl bir bilseniz! Sabır! Onları da  anlatacağım. Hem bizim arkadaşlığımız ‘’şıpınişi’’ değil valla.)
Aman, aman Fethiye otogarı bir temiz, bir pırıl pırıl, bir düzenli anlatamam. Kendimi fahri otogar müfettişi ilan ettim ya! İncelemeden olmuyor arkadaşlar!! Benden tam not aldı burası, tanzimi ve temizliği ile ilgilenen yetkililer. Tam bir turizm merkezine yakışır düzeyde.
Derken efendim; 8. Ölüdeniz Kültür ve Sanat festivaline yetişebildiğim yerden gitmeye geldi sıra. Fethiye ile Ölüdeniz arası araba ile 10 dakika. Derinmavi ile vardık festivalin düzenlendiği alana. Aşkolsun! Alanda boş yer bulana. Fethiye, Hisarönü, Ovacık ve Ölüdeniz halkının tamamı nerdeyse orada. Dışardan ben gibi gelen misafirler de caba. Moğollar sahnede, performansları anlatılmaya şayan, harika. Ey gidi günler ey! Gençlik günlerim geldi bir an aklıma! Ne de coşardık çılgın gibi onlarla ve söyledikleri müzik parçalarıyla. Yıllanmış şarap gibiler. Dinledikçe, doyamıyor insan müziğin harikalığına. Uzun süre, saat mefhumu kalkmış ortadan. Halk coştukça coştu. Alkış, tezahürat gırla.
Belediyenin geleneksel olarak her yıl düzenlediği festival kapsamında; stantlar açılmıştı. Stant açanlarla tek tek görüştüm, tanıştım ve üretip satışa sundukları el emeklerini inceledim, fotoğrafladım ve bilgi aldım.
Öncelikle; Fethiye Fatih Anadolu Lisesi öğrencilerinden, Deniz Kuzu, Ahmet Patatoğlu ve Emre Tombul’un gayret ve uğraşıları ile belediye başkanı ve esnafında sponsorluğunda hazırlayıp, okunmaya sundukları ÇİZGİ isimli dergiden bahsetmek istiyorum. ÇİZGİ kültür ve sanat ağırlıklı bir edebiyat dergisi. Büyük bir özveri, özen ve emek ile hazırlanmış. Zengin ve sanatsal doyuruculuğa sahip bir dergi. İlk elinize aldığınız an anlaşılıyor, daha sonra tamamını okudum. Bu dergiyi düşünerek hayata geçiren öğrencileri büyük bir onur ve kıvançla kutluyor ve başarılarının devamını diliyorum. Gönlünüze ve emeğinize sağlık gençler. ’’Gelecek sizlersiniz.’’
Festival alanının bir ucundan, diğer ucuna doğru stantlar, zincir misali uzanmakta idi.
Bu stantlar da; Banu Akçay, Selda Atar ve Meral Polat’ın tasarlayarak hazırladıkları ve çoğu kendi üretimleri olup satışa sundukları takılar süperdi. Zeynep Pınar’ın doğal sünger ve boyaların tılsımını katarak hazırladığı ahşap eşyalar, Meryem Bildirici ve Alaattin Bildirici çiftinin doğal taş ve tohumları kullanarak çeşitli objeler üzerine uyguladıkları desen dizaynları görülmeye değerdi doğrusu. Neptün Tanlag ise, ahşap levhalar üzerine mükemmel tablolar  yapmıştı.
Ayrıca ev hanımları tüm maharetlerini ortaya dökerek unlu mamuller üretip halka sunmakta idiler.
Mersin Şairler Derneği Başkanı Abidin Güneyli Bey’de, MB yazarlarından Coşkun Karabulut arkadaşımızın ve festivalin konuğu olarak, Sonbahara Çeyrek Var isimli şiir kitabını, şiir dostlarına imzalamak için yetişmeye çalışıyordu.
Hem Abidin Bey, hem de Coşkun Bey kitaplarını armağan ederek şahsımı onurlandırdılar. Buradan, bir kez daha kendilerine teşekkürlerimi sunuyorum.
Moğolları uğurladıktan sonra, Derinmavi ile kendimizi Hisarönü caddelerinde bulduk ki ne caddeler, görülmeye ve de gezilmeye kat be kat değer.
Hisarönü ve Ovacık köyleri, Ölüdeniz beldesi ile bütünleştirilerek Ölüdeniz Beldesi olarak tescillenmiş.
Fethiye ve Ölüdeniz’e 4. gelişim bu, arada uzun zaman aralıkları bile olsa, çok iyi bildiğim yerler diye düşünmüştüm ancak, geçen yıllar zarfında; çok gelişmiş ve değişmiş. Ölüdeniz diye adlandırılmakla birlikte bence, canlı, parıltılı ve 7/24 yaşayan bir deniz, bu denize ait bir belde burası. Turizm cenneti. Doğa manzarası, yamaç paraşütü, çam ormanlarının bakmaya kıyamayacağınız güzellikleri, plajlarının yeşil ve mavi ile bütünleştiği doyumsuz güzelliği ile tarifi imkânsız, kelimelerin anlatmaya kifayet etmediği bir yer. Tatil alternatifleriniz arasında düşünebileceğiniz bir yöremiz.
Bütün yollar, Arnavut kaldırım taşları ile bezeli ve tertemiz. Her yer yeşil ve envaı çeşit çiçekler alabildiğine gözlerinize hitap ediyor. Restoranlar, barlar, çeşitli ürün satan mağazaların ışıl ışıl parıltılı görüntüleri ve güzelliği muhteşem.
Turizme gönül veren ve canla başla çalışan insanların diyarını gördüm ben bu son gidişimde.
Şirin ve orijinal mimari yapıları ile 2 katla sınırlı butik ve apart oteller ve de çarşı turistlerle dolu. Özellikle İngiliz turistlerin rağbet ettiği bir belde Ölüdeniz. ‘’ Bir lisan bir insan’’ dedikleri gibi, belde halkının İngilizce başta olmak üzere birkaç dil konuştuklarını, dolayısıyla birkaç insan olduklarını gözlemledim gururla ve özenerek.
Ölüdeniz Belediye Başkanı Keramettin Yılmaz ve eşi Ümit hanımla da görüştüm, kısa bir süre için bile olsa, sohbet imkânı buldum Derinmavim sayesinde.( Hoş kendilerini yıllar öncesinden tanıyor olmakla beraber, belediye başkanı olmuş olmasına çok sevindim açıkçası.)
Başkan; Beldenin en yüksek tepesine ki hangi yönden bakarsanız rahatlıkla görülebilecek bir şekilde Atatürk’ün Kocatepe’ye çıkarken ki resmini işletmiş devasa boyutlarda. Gece de ışıklarla ışıl ışıl  ışıldıyor. Yüreğine sağlık başkan…..
Kısa sohbetimiz esnasında başkan; beldenin her geçen gün hızla gelişmekte olduğunu, şu an turizme yönelik yatak kapasitesinin % 100 oranında doluluk arz ettiğini, belde halkı ile el ele vererek daha iyi ve güzel yatırımlar için çalıştıklarını, bölgenin deprem bölgesi olması nedeni ile 2 kattan daha yüksek bina yapılmadığını, bunun da görüntüde beton yığıntısı görünümünü engellediğini, halkın büyük bir dayanışma içerisinde kendisine destek verdiğini anlattı.
Ayrıca, yamaç paraşütü sporunun da beldeye ayrı bir değer kattığını, daha iyiye ve daha güzele ulaşmak için var gücüyle çalıştığını ve çalışacağını belirtti. Ben de kendisine başarı dileklerimi sundum.
8. Ölüdeniz Kültür ve Sanat Festivali, Muazzez Ersoy’un, başarılı konseri ve alkış tufanı arasında, 9. Ölüdeniz Kültür ve Sanat festivalinde buluşabilmek dilekleri ile görkemli bir kapanışa sahne oldu.
Fethiye, Ölüdeniz ve festivalden izlenimlerim şimdilik bunlar sanmayınız, devamı gelecek.
Sevgi ve saygılarımla.
Ayşen Arslangiray Kura
6.7.2011/ Kuşadası