22 Haziran 2011 Çarşamba

''Ada vapuru yandan çarklı'' Büyükada çok caf caflı


Hani, insanın yaşama dair ve yaşamı süresi içerisinde gerçekleşmesini çok istediği, belki de gerçekleşmesinin olanaksızlığını bildiği halde, düşlediği ve kurduğu hayalleri vardır ya! Sadece kendine ait olan ve kimselere de zararı dokunmayan hayalleri.
Gerçekleştiği zaman da mutlu olacağına inandığı hayalleri.
An bu an işte!
Büyükada’ya gitmek ve bu muhteşem adanın, Marmara’nın büyüsüne kapılmak, havasını solumak da! AH! Hayal dünyamın içinde önemli bir yer tutmakta idi.
‘’Dudaktan Kalbe’’ dizisini izlediğim dönemlerde, diziden ziyade dizinin çekildiği mekânları izlemiş ve bir gün bu yerleri görebilmeyi canı gönülden istemiş ve dilemiştim açıkçası.
Sema Şener arkadaşım 18-19 Haziran’da MB yazarlarının Büyükada’da geleneksel Toplantılarının 3.sünü yapmayı planladığını söylediğinde nasıl sevindim, nasıl sevindim anlatamam.
Heyhat! Dileklerimin gerçekleşmesi bu an işte! Hem MB’nin 3. Geleneksel Büyükada toplantısına katılmak, hem de Büyükada’yı görmek.
Daha ne isteyeyim ki!
‘’Bir taşla iki kuş vurmak’’ başkaca tanımı var mı ki?
Her ne kadar; Hayal kurmam zaman zaman eleştirilse de! Ben kendimi ve hayallerimi dar kalıplar içerisine sokma taraftarı değilim.
Dileğim ve inancım şu dur ki; Hayallerimiz ve HAYALLERİNİZ eksik olmasın, hiçbir zaman.
‘’İnsanoğlu, hayal pilavı yediği sürece hayatın zorluklarına katlanma gücü bulur kendinde ve mücadele azmini elinde tutar’’ Demiş atalarımız.
Kim demiş? Bilmiyorum! Ancak! Doğru söylemiş.
Gelelim sadede; Kadıköy’den çıktık yola, dilimizde ‘’Ada vapuru yandan Çarklı’’ şarkısının nağmeleri.
Ada vapurunun güzergâhı, sırası ile Kınalı, Burgaz ve Heybeliada’dan, Büyükada’ya varış. İskeleden tekne ile Dil Burnu’nun ardındaki Yörük Ali tesislerine ulaşmanın heyecanı.
Görüntü muhteşem! Denizin çam ormanları ile bütünleştiği dingin, daha doğrusu uyuyan su misali bir koy Yörük Ali Koyu ve burada aynı isimle kurulu tesisler. Aman! İstanbul buraya mı akın etmiş ne? Çam ağaçlarının ve mis gibi çam kokularının arasına kurulmuş bungalovlar, plaj ve gazino, görüntü harika. Martılar deseniz çığlık çığlığa, şarkı mı söylemekteler? Ya da nağme mi yapmaktalar birbirlerine?
Bu organizasyonu gerçekleştiren ve biz MB yazarlarının bir araya gelmesini düzenleyen, gönül dostumuz, özverili arkadaşımız Sema Şener’e gösterdiği candan arkadaşlığı ve emekleri için teşekkürlerimi sunmayı borç bilirim. İyi ki varsın arkadaşım ve iyi ki varsınız arkadaşlarım ve İyi ki varsın MB.
Hoş sohbet, derin mi derin muhabbet ve büyük bir uyum içerisinde, birlikte yaşadığımız, güzellikleri, dostluğun dayanılmaz mükemmelliğini paylaştığımız iki gün. Bu zaman zarfında birçok MB yazarı arkadaşlarımız varlıkları ile toplantıya değer kattılar.
Tanıştık, hem MB’yi, hem de yazar arkadaşların paylaşımlarının nitelik ve nicelikleri konusunda, etik kuralları hakkında görüş alışverişinde bulunuldu.
Bu arada, kimin ya da kimlerin gizli editör olabileceği düştü akıllara, her ne kadar böyle bir olasılığın, zayıf bir ihtimal olduğu kanaatine varılsa da! Eh aklımızda soru işaretleri de kalmadı değil hani!
Kim bilir?
Ayrıca, Serhatt arkadaşımıza yeni yerleşeceği Foça’da ailesi ve sevdikleri ile mutlu bir yaşam sürmesi dileklerimizi ilettik. Meğer! MB’den aldığı telif ücretlerini, biriktirmiş de onlarla taşınacakmış Foça’ya. Bravo!!!! İyi fikir!!! Miktarını sorsak da beyan etmedi ısrarlara rağmen!!!
Mutlu ve sevinçli bir halde, yeni birlikteliklere yol almak adına, sevgi ile vedalaştık.
Yollar uzak, yollar yakın,
Yollar uzak, gönüller yakın,
MB’de bulunduğumdan mutluyum inanın,
HA! Kızmayın sakın!
Her daim de sözümün ardındayım,
Aile kavramının artık mecazi olduğunu anlayın!
Birlik ve bütünlük sağlamanın her dem ısrarındayım.
Ayşen Arslangiray Kura
20.06.2011/İstanbul